| SEL | |
|
|
SEL
Cenabı Allah'ın kudretinin sonsuz ve ölçülemiyecek kadar büyük olduğuna bir kez daha şahit olduk. Ama sel felaketinin neticesinde insan unsurununda ne kadar sorumsuz, bilinçsiz ve yanlış hareket ettiğinide gözlemledik. Bu acı tablonun 3 kısımdan oluşan sorumluları var, imar izni verenler, bugün için yeterli önlemleri almayanlar ve tehlikeyi sezdiği halde orada bulunanlar. Pişkin tavırlarından dolayı, başlarını yere eğmeleri hatta istifa etmeleri gerekirken, tamamen geçmişi suçlar tavırlarından dolayı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile Valiyi buradan kınıyorum. Hayat felsefemde insanları kim olduklarına göre değil, yaptıklarına ve icraatlerine göre değerlendirme vardır. Diyeceksiniz Altuntaş kasabasından, İstanbul'a geçtin. Merak etmeyin değerli dostlarım bağlantıyı kuracağım. Sel felaketinde dikkatimi çeken en büyük unsur ise, Cebeci mezarlığının son halı oldu. Yüzlerce mezar sağanak yağmurun meydana getirdiği toprak kayması sonucu, birbirine karıştı ve neticede yetkililer, kemikleri toplayıp tek bir çukura gömmek zorunda kaldılar, tabi bu üzücü olayda bile, çarpık yapılaşmayı görmemek mümkün değil. Mezarlık yüzde 45 açılı bir tepenin eteğine kurulmuştu. Bu olaydan sonra beldemizin ne kadar güzel ve yaşanılır bir yerleşim alanı olduğunu tescillemiş olduk. İstanbul'da yaşamanın ne kadar zor olduğunu, insan hayatının hiç değerinin olmadığını, yaşamanın tamamen mucizelere bağlı olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Her an trafik canavarı, kapkaççı, tinerci, gaz patlaması, terör eylemi, iş kazası, yangın, deprem ve sel felaketi mağduru olabilirsiniz. Ama ölülerin dahi rahat uyuyamadığı bir şehir olduğu aklıma gelmezdi. Bütün bu olumsuzlukları sıraladıktan sonra, güzel kasabamızın kıymetini daha iyi kavrıyoruz. Yerleşim alanı olarak beldemizin en yüksek yeri ile en çukurda olan arasında 10 metre rakım farkı yoktur. Dolayısıyla düz bir ova olarak kabul edebilir ve bu duruma şükredebiliriz. Ama herşeyin çok güzel olmasıda bizi rahatsız ediyor. Her yıl tatilde, Türkiyenin muhtelif bölgelerinden misafirlerimi kasabamızda ağırlamaktan büyük bir haz almaktayım. Hepsininde ortak bir sorusu vardır, sizin kasaba geniş ve düz bir alan, Çayüstü camiinin, adı üzerinde çay üzerine yapılmasına anlam veremiyoruz. Çoğu dağ köyünden gelen dostlarım bu yapıtın neden çay üzerinde yapıldığına hayret etmekteler ve olabilecek bir selde, direklerin suyun getireceği, moloz ve kütük parçaları ile tıkanabileceğini ve kasabanın sular altında kalabileceği dikkatini çekmişlerdir. Bugün bende anlayabilmiş değilim caminin neden oraya yapıldığını, ama dostlarım hatıra fotoğrafı çektirdikleri için acaba turistik amaçlı olabilir diyede düşünmüyor değilim. Konuyu siyasi platforma çekmek gibi bir niyetim yok, Çayüstü camiinin yapılmasına izin verenler kadar ve her geçen gün orda durmasına izin veren bugünün yönetimide o kadar sorumludur. İşimiz Allaha kaldı, sel gelmesin rabbim kasabamızı korusun diye dua etmekten başka bir şey yapamıyoruz. İnşallah www.altuntasonline.com kasabamıza sel geldi diye haber yapmaz ve o günleride görmeyiz. Değerli okurlar 11 ayın sultanı Ramazan geldi ve bitmek üzere, son 1 haftaya girmiş bulunuyoruz. 15 Eylül salı'yı, 16 Eylül Çarşambaya bağlayan gece 1000 aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi. Mukaddes kitabımız Kur'an-i Kerim'in inmeye başladığı bu gecedenin öncelikle siz değerli Altuntaşlılara, milletimize, tüm İslam alemine ve insanlığa sağlık, huzur, bereket ve barış getirmesini yüce Allah'tan temenni eder, tutmuş olduğunuz oruçları, kılmış olduğunuz namazları, vermiş olduğunuz ve vereceğiniz, fitre, sadaka ve zekatlarınızı rabbim kabul buyursun Kadir geceniz mübarek olsun. Biz gurbette yaşayanlar ülkemizin ve beldemizin kıymetini bu günlerde daha fazla anlıyoruz ve özlem ile sevgimiz bir kat daha artıyor, Bu esnada mübarek günler vesilesiyle mağdur durumda olanlar ile ihtiyaç sahiplerine gereken yardımları, sağ elimizin verdiğini sol elimiz hissetmiyecek derecede gizlilikte yapmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatırım. Hayırılı ramazanlar temennisiyle, selametle kalın.
|